Rüzgârın Şarkısı

…Uyandım. Saat sabahın körü. Bilinmeyen bir vakit işte. Duvarda asılı duran bozuk bir saat bana bunu söylüyor. Hoş benimle konuşan bir tek o değil. Döşemeleri yırtılmış kanepem de artık beni taşıyamayacağını anlatmaya çalışıyor. Hiç değilse yalnızlığımda yalnız değilim. İyi kötü dile gelen birçok şey var. Penceresi açılan odaya dağılan rüzgâr mesela. Şikâyet etmiyor kokuyu, işini yapıp çıkıyor ve arkadaşları gelip havayı temiz tutuyorlar. Bir de bir şarkıdır tutturmuşlar: uuuwww…

Tabii siz sadece kuşların şarkısını duyarsınız. Ama burada yoklar. Neden mi? Bilmem hiç düşünmedim. Sadece “güzel” diye nitelendirilen nesne ya da canlıların şarkıları varmış gibi davranmadığım için belki. Gerçi rüzgârın da pek bir sureti yok. Güzel olan da bu ya hiçbir kalıba girmeye çalışmıyor. Oysa güneş öyle mi? Her sabah farklı tonlarıyla kırbaçlıyor odanın her bir köşesini. Tabii yüzümü de… Keşke rüzgâr gibi olsam: yüzsüz, biçimsiz, avare ve de dilimde bir şarkı ile uwwww…

Emektar kanepemde düşünselim devam ediyor. Düşünmemeyi düşünmek… Ama her seferinde şarkı kafamı karıştırıyor. Sıvaları dökülmeye yüz tutmuş duvarlarım dile geliyorlar. Artık rüzgârın şarkısı belli kalıplara dökülüyor. Acılarımı, kederlerimi, hüzünlerimi ve de gözyaşlarımı döküyor. Kendine yeni bir harç karıyor onlardan. Uyku ile uyanıklık arası bir sarhoşlukta eşlik ediyorum bu karışıma: uuuwwww…

Yükseliyor rüzgârın şarkısı… Bozulmuş saatimin ikizleri yerlerini değiştirmeye başlıyorlar. Sanırım ilk defa doğruyu gösterecekler. Belki de hakikati. Duvarlar soyulmaya başlıyor mutluluğa. Şarkının acısı dinmiş. Kederim ile boğuşuyor şimdi de. Zihnimin kıvrımlarında dolaşıyorlar… Aklımda sadece bir şarkının sözleri kalıyor artık, uuuuwwwww…

Güneş, kırbacını rüzgâra veriyor… Bir de o vuruyor üst üste darbeleri. Zihnime girmiş bir kere rüzgârın şarkısı. Bir de ritim tutacak kırbacıyla. Kederi alt edecek belki de. Hızını arttırmış rüzgârın şarkısı ve etrafımda dönüyor. Kanepem mutlu çünkü yükü yok artık, rüzgârın elindeyim. Ama bilmiyor ki mutluluklar uzun sürmüyor. Dağıtıyor döşemelerini bir şarkı, uuuwww…

Benimle birlikte ağlıyor rüzgâr… İçeriye taşıdığı su tanecikleri renkli… Boyamaya başlıyor duvarları… İkizler durmuyor… Akıp gidiyor zaman. Rüzgârın şarkısı yavaş yavaş dinginleşiyor… Ve şarkıyı bitiren son notasını da bırakıyor bu kasvetli ama renkli odaya, uuuwww…

Bugün de dün gibi bitti. Gözlerim bir şarkıya eşlik edercesine ahenkle kapandı ve uyudum rüzgârın sesiyle: uuuuwww…

Naçizane.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s