Benim İnsanlığım, Benim İnsanlarım

Merhaba değerli okur! Ne kadar çok isim var değil mi bizleri tanımlayan? Okur, yazar, öğrenci, anne, baba, arkadaş… Peki, her şeyden önce biz neyiz ya da kimiz? Öyle çok farklı ya da karmaşık düşünmene gerek yok. İnsanız en nihayetinde. Peki, gerçekten öyle miyiz? Ya da en azından öyle kalıyor muyuz?

İnsanlığım ve İnsanlığın: Tuval

Seni geçmişe doğru bir yolculuğa çıkaracağım. Dur, dur. Öyle düşündüğün gibi tarihsel bir durum yok ortada. Sen varsın, bir de senin geçmişin. Yaşadıkların, hatıraların ve de insanların… Hepimizin hayatından birçok insan gelip geçiyor. Bizlere destek olan, bizleri mutlu eden ya da üzen veya bizlere hiçbir anlam ifade etmeyen…

Biraz daha somutlaştıralım. Bembeyaz bir tuval düşün, büyükçe. Senin hayatın bu tuval olsun. Fırçalar senin kendine kattıkların, renkler ise tanıdığın, biriktirdiğin insanlar olsun. Her bir insan o tuvale bir iz bırakır. Kimi gelir bir nokta koyar, kimi gelir kattığı renk ile uzun bir fırça darbesi vurur. Bu insanların, o güzel renkleri seçmesi ya da uzun fırça vuruşları bırakmaları nasıl olur? Seninle. Onlara davranışların, sözlerin ve kişiliğin ile. Başkaları tuvaline iz bırakırken sen de boş durmazsın. Başkalarına fırça olursun.

Hayattan azar yedin diye üzülme, fırça darbesi almadan resim yapılmaz.

Paula HAWKINS

Ama asıl durum ise şu: uzun ya da kısa fırça darbeleri ile koyu renkler vuruyoruz hepimiz, her birimizin tuvaline. Sevgiyi tatmamış gibi, saygıdan haberdar olmamış gibi, hiç empati ile tanışmamış gibi… Onları tanımadan verdiğimiz yargılar ile tuvallere sert birer darbe indiriyoruz. Biz çok çabuk buraya geldik biliyor musun?

Kendini üstün mü görüyorsun bunu yaparken? Yoksa sadece tüm o güzelliklerden mahrum bırakıldığın ve onlara sırtını döndüğün için mi yapıyorsun? Evet, insan aşağılık bir varlıktır. Ama bu kadar alçalmamalı… Sana yapılmasını istemeyeceğin bir davranışı, söylenmesini istemeyeceğin bir sözü başkasına sarf edemezsin. Ve aynısı sana yapıldığında süt dökmüş bir aslan kesilemezsin(!)

Amaç başkalarının tuvaline bir şey çizmek değil belki de. Olmalı da demiyorum. Ancak durum bu ve oluyor. Neden empati yapmaya çalışmıyoruz biraz? Karşındaki insanı anlamak ve ona destek olacak bir iki söz söylemek bu kadar zor mu senin için? Ya da hiç tanımadığın birine saygı duymak ve düşüncelerini onaylamasan da dinlemek ve anlamaya çalışmak ve de güzelce tartışmak… Ben bunları zor bulmuyorum. Benim mi etrafımdakiler çokça saygılı yoksa ben mi güzel bir yaklaşım sergiliyorum?

İnsanlarımız: Yırtılan Birer Tuval

Biz -insanoğlu- çok çabuk yitirdik birbirimize olan saygımızı, sevgimizi ve bize dair güzel olan ne varsa… Bu kaybettiklerimiz ise tuvallerimizi siyaha ya da griye boyadığı gibi hiçbir şeye benzemeyen şekiller de ortaya çıkarıyor. Hayatımızı bozuyor, akışını durgunlaştırıyor. Üstelik bu devam ediyor. Hem de en kötüsü ile…

…Kendimize olan saygımızı da yitirmeye başladık yavaş yavaş. Ve bu tuvale siyah bir leke bırakmayacak. Bunu sen de biliyorsun. Tuvali yırtacak keskin bir vuruş olacak bu. Bırak kendini bir başkasının yerine koymayı; sen, sen dahi ol(a)mayacaksın. İçinde bir yerlerde kaybolacaksın ve ölü sayılacaksın. Yok olmaya yüz tutmak ile kalmayacak, yok oluşun da tadına varacaksın. Hem de var olmadan…

O bencilliğin ile kendine sakladığın sevgin de terk edecek seni… O tuvalindeki izler seni kurtarmayacak da. Çünkü aldığını vermeyen birisin. Sana yaşadığını düşündüren o fırça darbeleri var ya, bir bir siliniyorlar artık. Aşağılamaların seni aşağıya çekiyor, tüm o boyalar ile. Art arda akıp gidiyor oraya kazındığını düşünerek…

Sahi biz ne zaman bu hale geldik? Ne zaman birbirine saygı duymayan, bencil kişilere dönüştük? Birbirimizi gördüğümüzde kafalarımızı çeviren, hiç birbirimizi anlamayan… Biz ne oluyoruz şimdi? Birbirimize verdiğimiz sıfatların dışında insandık. Evet, bunu hatırlıyorum. Ama öyle kalmıyoruz biz. Ne çevremize karşı ne de kendimize…

Cehennem boşalmış, şeytanların hepsi burada.

William Shakespeare

Son Söz

Duy beni, ey kendim! Sevgi ve saygı doluyum sana karşı… Kendimi anlamaya çalışıyorum her şeyden önce. Empatim de duygularım da seninle varlar bende. Yırtılmış bir tuvali tekrar dikebiliriz seninle. Beyaz boyalarım hâlâ benimle… Bütünleş yine.

Duyun beni, ey insanlarım! Sevgim fırçalarımda, saygımın her bir parçası boyalarımda… Sizinleyim ve buradayım. İzin verin fırçalarım hayatlarınız ile birleşsin. Sizi anlasınlar… Ben sizlerde de varım. Güzel bir tablo yapmak bizlerin elinde. Gelin boşa harcamayalım zamanımızı ve duygularımızı. Benimle bir resim yapın şimdi, tam olduğumuz yerde…

Naçizane.

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. Vesile Yanık dedi ki:

    Güzel bir yazı. Teşekkürler. Yüreğinize kaleminize sağlık kardeşim.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s