Dar Zamanlar II – Belirsizlik

Bilinmezlik ya da belirsizlik. Belki de bilgisizlik. Hayır, belirsizlik bu. Tanımsız, biçimsiz, varlık ve de yokluk arasında. Dar bir zaman… Sorgulanabilir ama cevaba ulaştırmaz, yeni sorular hiç doğurmaz. Sadece dolaştırır etrafında, halkalar çizer. Fark etmiyorum etrafımda döndüğümü ya da kabullen(e)miyorum…

Bir başka dar zamanda buluyorum kendimi. Dar Zamanlar II… Düşünceler temellendirildi, üstüne konuşuldu, planlar çoktan oluştu. Sıra ise bekleyip ne olacağını görmede… Tüm ihtimaller hesaplanıyor, olasılıklar içine olasılıklar giriyor. Rakamlar büyüdükçe büyüyor; her biri yeni bir senaryo oluşturuyor. Ulaşmak düzlüğe ya da belirgin herhangi bir yüzeye…

Olay, durum, kişi ya da mekân fark etmiyor. Konu belli olsa da geri kalan her şey silik, bulanık ve de yok gibi. Varlığını sorguluyorum. Varlığımı sorguluyorum. Karşılaştığım bir şey yok ya da belirsiz, sahte… Belki korkacak kadar büyük bir gerçek var ve ben ondan kaçıyorum gerisin geri. Ama kaçtığımın kendisi de belirsiz. Benim çok üstümde, kayıp. Beş duyunun da ötesinde. Bir yerde, başka bir yerde… Ama nerede? Ulaşmalı mı ona? Bırakmalı mı kader denen o kör talihe ya da zamanın kendisine? Soruları sormaya devam edip çıldırmalı mı? Yoksa benliğimle kavga edip küsmeli mi? Bunlar yeni soru değil, hayır. Bu… Bu apayrı bir konunun soruları. Ama kesişiyor. Çünkü yollar, kapılar, kişiler, her şey ona çıkıyor: belirsizliğe.

Kesin olmayı bırak olasılığa bile bürünemiyor bende. Kaybolup gidiyor sahte senaryolarda, hem de binlercesiyle. Durmuyor aklım, devam ediyor çalışmaya, üretmeye. Yeni ama tanıdık, benzer diyaloglar ama hissedilen duygu farklı ve hepsinin içindeki ben farklıyım. Sahi, o kadar karmaşanın içinde ben de bir belirsizliğe büründüm. Varlık ile yokluk arası bir çizgide seyrediyorum. Tüm bu olasılıklar içinde bir başka belirsizliğe yol alıyorum ve yol uzun…

Parçalıyor beni bütün bunlar. Bir kısmını varlığa bir kısmını yokluğa atıyor. Ayrılıyorum. Düzensiz, başıboş ve de tek. Çok geçmiyor bir başka gerçekliğe bürünüyorum. Yok oluşum ile varlığım birbirine karışıyor. Parçalarımı değiş tokuş ediyorlar. Kendilerine yeni bir benlik kazandırıyorlar benden! Beni ben yapan birkaç belirli şeyden geriye sahip olduğum belirsizliklerim oluyor.

Öngörüyü bırak önümü görmemi engelliyorlar. Bir karanlıkta kör kalıyorum ve ışıksızlıktan değil… Görme yetisinden mahrum bir şekilde ilk duyumu kaybediyorum. Yokluğun tarafına geçiyorum yavaşça. Bu belirsizliği ise kulaklarım yeniyor. Belirense parçalarımın yeni bir varlıkta buluşma sesi… Sağır edici ve de ürkütücü… Ondan da kötüsü acımasızlığı ile yüzleşiyorum yeni varlığın. İşitme yetisini de elimden alınca fark ediyorum bunu. Diplerine ilerlediğimi hissediyorum yokluğumda. Soğuğun bedenime çarptığını ve gittikçe küçülen aklımın, yok oluşun soğukluğu ile büzüştüğünü duyumsuyorum…

Var oluştaki belirsizlik ise güçleniyor benliğimden. Ama içimde hiç sevinç yok. Beni soyuyor yeni bir gerçekliğe soyunmak için… Bu seferki atılımı ise çok tat kaçırıcı oluyor varlığın. Aldığım son tat da bu oluyor, zehreden yeni bir belirsizliğin tadı… Elimde ise kalan bir şey oluyor duyular arasından. Hafızanın en güçlüsünü keskinliğiyle getiriyor bana. Hatıraların en eskilerini tazeleyerek tutunmaya çalışıyorum varlığımın son kırıntılarına. Geçmişte belirsizliğin olmadığını düşünerek bana kalacağını düşünüyorum. Ancak düşüncelerim de bilinmeyene bürünmüş vaziyette yer ediniyor yeni var oluşta…

Benliğim, belki belirsizliğin içinde kendine bir yer buldu belki de arayışı devam ediyor. Hoş, bilmeyecek bu arayış kendisinin son ziyareti mi olacak. Ama beliren bir şey var ki bu bulma çabası bitmeyecek. Benliğim yıpranmış kozasına çekiliyor yeni bir maceraya kadar. Ama savaşı devam ediyor ve belirsizlik çok güçlü.

Ben bitiyorum, benden kalanlar ile sürüyor çatışmaları ve onları yutuşu… Bir fısıltı geliyor uzaktan ve zamana bırakıyorum her şeyi. Zaman güçlü, zaman yüce… Ama belirsizlik acımasız ve de yıkıcı. Parçalıyor tüm duvarlarını vaktin… Kaç gün, yıl ya da yüzyıl geçecek bilemiyor. Ne zaman ne de benliğim. Sadece yerini bırakıyor belirsizliğe. Ulaşamıyor hakikate, asla ya da doğruya. Bilinmeyenler ile devam ediyor yoluna. Tüm yaşantıma göz dikmiş bir canavara bürünüyor.

Anılarımda dolaşıyor, geleceğime çoktan el koymuş mahlukat. Alçak! Sıra onlara bir belirsizlik kilidi vurup kaçıyor oradan, geçmişi mahkûm ederek. Hepsini tek bir yere bağlıyor ama bağladığı yer de meçhul. Yok oluşun tarafında varlığımın sürüp devam ettiğini düşünerek avunuyorum. Ama belirsizlik denen yaratığın gölgesi geçiyor bu karanlıkta. Umuda bağlı kalmak için mücadelem devam ediyor. Hiçbir şey yapmadan, bekleyerek, belki de bırakarak daha da yüce bir şeye: benliğime. Bekliyorum varlığın beni bulmasını… Duymadan, duygu ve düşüncelerle bekliyorum. Yenecek bir gün belirsizliği kendim ve o gün bir bilgin olarak döneceğim kendime… O zamana hasretle…

Naçizane.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s